22.11.08

hava durumu

"kadıköy belediyesi bankı"nda tirtir titrerken boş kalan parmaklarla.. "ağzı olan beyin"sancıları..

biraz daha cömert olsam

uçucam havalara..o kadar şiddetli ki bu rüzgar
kanımı donduruyo hatta alyuvarlarım akyuvarlarım..

"soğuk of çok soğuk.!!"
beklemesem bu kadar soğuk olmayabilirdi.
herkes kafasını gömmüş omuzlarına
kabaramayan kel fatma gibi..

"kapalı biyer kapalı biyer.."
eyvah espiri.(tereci gibi terci de olsa bana ter satsa terlesem)
"bravo"
ters dönen şemsiyeler gibi tersim dönse benimde palmiyeye benzesem bu saçlarla..
benden çok rüzgar içti bugun..
onunda nikotine ihtiyacı varmış..

"akciğerler adına:oğğğfh!"
dişlerim takırdıyo artık..
yoksa tıkır mı bu ses?
hayır takırmış..pamukşeker..
ama ben burayı ısıttım ve kalkınca arkamdan oturucak insanın hazıra konmasını istemiyorum.
benim hakkım benim yer....
güle güle pamukşeker.

"acıktık.."


18.11.08

Brain the Backstage.

"gidenin arkasından bakıp gittiğini değil,önüne geçipte geldiğini düşündüm bugun."
sonra..
miğdeme saplanan o anlamsız,kalbimi durdurucak sancıyı durdurmak istemedim.
"dur." demedim.devam ettim.
ağzıma giren saçlarımın orda kalmasına izin verdim.
uyuşan kolumun ağırlığına çok şaşırdım bugun..
ben..beynimi saldım.herşey ilkmiş gibi davrandım.
kahvenin tadına hayran kaldım,yağan yağmura dehşetle baktım.
"hooooh"buhardaki küçük bebek ayağına güldüm.
salllama bitki çayına izin verdim iyice dağılsın diye zaman tanıdım hemen çekmedim ipinden öldürmedim tadını.homojen dağılım istemedim bugün haraketlerimden.elimi yerde sürttüm defalarca bacağımıda duvara 1 defa.pijamamın paçalarını çorabımın içine soktum yine.daha sıcak oldu sanki.
kendi kulisime girdim adeta.uçurtmanın iplerini daha gevşek bırakmak gibi.korkutucu ama heycan vericiydi.ben varmış orda küçücük.görmemişim onu.haksızlık etmişim ona...
ama dersin ya "bugun..tam o gün.."
yudum yudum içtim ben bugunümü..tadına vara vara kendimin..
eminim seninde ihtiyacın var buna.
yap bi'an önce..gideni yakala,güzeli tad,küçüğe şaşır,durdurma,hayran kal.
herşeye ramen..




13.11.08

yummy.

dırım dım dırım dım dım..
geçilmesi en kolay bölüm en lezzetli lokmalar sanırım.

çatalla yeşil boruya.


Image Hosted by ImageShack.us

12.11.08

çünkü..

son bulsun:videoda burun yutmuş gibi çıkan sesler.




Image Hosted by ImageShack.us



onun dışındaki her sese yer var burda.
tavan-yer arası boşluk kadar yer var.
kolonla arası kadar yer var.
sonsuz kadar yer var.


*gerçektede öyle olduğunu bilmek inanılmaz rahatlatıyor beni.
çöp kutusunun pedalına basıpta pedalı tam ortada tutmak için sarfedilen çaba kadar yoğun ve şiddetli yerler.

izlemek.

insanoğlu..
doğar
yaşar
ölür.
doğmak ve ölmek kısmı bi sorun teşkil etmezken yaşamak kısmı cüce için 21.raftaki 5 cilt kalınlığındaki kitap gibidir.uzak,tuzak,zor..
0.75 L kola içmek "yaşamak"tır.
yada salıncak zincirlerinin elinde bıraktığı pasa bakmak.bakmak bi daha bakmak.
"doğmak".doğan insanın hatırlamadığı mantığın elvermediği gibi duyguların aktarımı imkansızlığından,3.tekil şahıslar tarafından anlatılsa bile asla anlayanamıcak yada hissedilemicek olan..
"ölmek."zorunlu kılınan ve 3.halin imkansızlığını bırak 2.halin imkansızlığını tanıtan.1.durum dışında seçenek bırakmayan.son.yada başlangıç.yada "ne biliyim ben"çizgisi.ölmeden bilemezsin sonuçta.
düşününce bu döngüyü bozmanın o kadar da zor olmadığını aslında böyle bir döngünün olmadığını anladım.yada anladığımı sandım.
yaşamak için doğmalı ölmek için yaşamalıyız.peki doğmak için ne yapmalıyız..
tıkandım.sanırım..hiçbişey."izledim" ve gördüm.kimse doğmak için bişey yapmıyo.
ama yaşamak ve ölmek için çok efor sarfedildiği bi gerçek.
işin içinden çıkamıyacağımı anladığımda her zaman yaptığım gibi sanırım sadece laf kalabalığı yaptım.
okuma yeter bence.